ÖNEMLİ UYARI

Dedektiflik.com.tr içeriğinde yayınlanan tüm makale, içerik ve bilgiler Özel dedektif Bilal KARTAL tarafından yazılmış olup, tüm telif hakları İzmir Dedektiflik Hizmetleri A.Ş ye aittir. Tüm yazı ve içerikler aidiyet tescili bakımından elektronik imzalı zaman damgası ile mühürlenmiştir. Sitemizdeki yazı ve içeriklerin yazılı izin alınmadan bir kısmı veya tamamı kopyalanarak başka web sitesi, yazılı ve görsel yayın organlarında yayınlanması durumda FSEK kapsamında işlem yapılarak her türlü yasal haklarımızı kullanarak 5846 Kanun numaralı FiKiR VE SANAT ESERLERİ KANUNU ile TÜR CEZA KANUNU İLGİLİ MADDELERİ UYARINCA hukuki ve cezai yasal işlemler başlatılacaktır. Ayrıca tüm site içeriğinde bulunmakta olan makaleler ve bilgiler uluslararası DMCA fikir hakları sistemi ile korunmakta olup, web sitemizde yayınlanan makaleleri izinsiz olarak kısmen veya tamamen alıntı yapan değiştirerek yayınlayan tüm web sitelerini Google ve benzeri arama motorları sıralama listelerinden süresiz olarak kaldırmaktadır.

ALDATMA VE BOŞANMA GERÇEĞİ

ALDATMA VE BOŞANMA GERÇEĞİ

ALDATMA VE BOŞANMA GERÇEĞİ

Sevgili misafirlerimiz biz insanlar var olduğumuz ilk çağlardan bu yana karşı cinsimize hatta bazen hemcinslerimize karşı aşk, saygı ve sevgi duygularını besleriz. Biz insanların içinde bulundukları kültür, yaşantı ve dış çevreye göre yaşadığımız duygular bazen seyrelerek bazen de yoğunlaşarak artmaktadır. İlişkilerimizin şekillenmesi kültürel, sosyal, çevremize görede değişkenlik arzeder. Atalarımız olan İlk insanlardan günümüze kadar geçen süre ve evlilik kurumunun ortaya çıktığı süreç incelendiğinde insanlar arasında ki ilişki ve duyguların çok farklılık gösterdiği  görülmektedir. Eski çağlarda duygusal bağlılıktan çok ilişkiler yaşamsal faaliyetlerin ve ihtiyaçların giderilmesi şeklinde gelişmiştir.

Değişen ve gelişen dünya ve toplum düzeninde insan ilişkileri de değişime uğramıştır. Özellikle aile kavramının doğuşu, kültürel ve toplumsal değerlerin ortaya çıkışı günümüze kadar ulaşmış ve bizi etkilemiştir. Günümüzde aile ve evlilik kavramları toplumsal değerlerin en önemli unsurlarını oluşturmaktadır. Evlilik ve sonrasında kurulan aile düzeni insanların hayatlarında dönüm noktası olarak  yaşamlarını değiştirmektedir. Büyük sevgi ve bağlılık ile başlayan ilişkiler bir ömür mutlu olmak için başlamakta olan ilişkiler aile kurmakla sonuçlanmaktadır. Günümüzde kurulan ailelerin bir çoğu insanların hayatının sonuna kadar devam ederken bazı ailelerde belki şans belki kader belki de davranış biçimlerinden dolayı evliliklerini kısa sürede sonlandırıyorlar. Ancak günümüzde ilişki ve aile kavramı çeşitli nedenlerden dolayı etkilenmekte kişi ve eşlerin hayatlarını olumsuz yönde etkilemektedir.

Günümüzde evlilik ve ilişkileri etkileyen en önemli sorun ekonomik, kültürel ve sosyal sorunların yanında gayri ahlaki bir eylem olarak tanımlanan ‘Aldatma’dan kaynaklanmaktadır. Mutlu başlayan bir ilişki ve sonrasında evlilikle devam eden birlikteliklerde eşler arasında yaşanan aldatma sorunu kişilerin hayatlarını olumsuz etkilemekte ve büyük sorunlara yol açmaktadır. Duygusal bağlılık ve sadakatin azalması, kişilerin hayat ve iş yaşamlarının farklılık göstermesi, fiziksel yönden cinsel yaşamda yaşanan sorunlar ve bazı kişilik sorunları insanları aldatmaya götüren etkenlerdir. Aldatılan eşler için bu durumun öğrenilmesi ruhsal sorun sinirsel bozukluklar, aşırı asabiyet, depresyon ve kendine güvensizliğe kadar yol açmaktadır. Özellikle aile içinde aldatma eyleminin gerçekleşmesi durumunda eğer ailenin çocukları var ise bu çocukların eğitimi, arkadaş ilişkileri ve gelecekleri olumsuz yönde etkilenmekte çocuklar psikolojik çöküntüye uğramakta ve ömürleri boyunca tedavisi mümkün olmayan psikolojik sorunlarla karşılaşmaktadırlar.

Aldatma günümüzde örf, adet, annelerimiz ve dinimize göre gayri ahlaki bir davranış biçimi olup ayrıca aldatan tarafın yürürlükte olan bazı kanunlarımızca da çeşitli maddi ve cezai yaptırımları olduğu için aldatan kişiler eylemlerini devamlı saklama ihtiyacı hissederler. Hatta eşler arasında aldatma ile ilgili tartışmalar yaşandığında aldatan eş Kutsal Kitabımız üzerine sevdikleri üzerine hatta çoğu zaman var ise çocuklarının üzerine dahi ciddi yeminler ederek aldattığını kabul etmezler. Aldatma eylemlerine hiç bir şekilde hız kesmeden devam eder ellerine geçen her fırsatta eşlerini aldatırlar. İnsanlar kendilerini aldatan eşlerinin karşı cinsle yaşadıkları ilişki sevgili boyutuna gelip aralarında ki cinsel birliktelik başladığında yavaş yavaş şüphelenmeye başlıyorlar ve eşlerinin kendilerini aldattığını düşünüyorlar maalesef eşler aldatıldıklarını ilk başlarda eşlerine çok güvendikleri için ve ya gayri ahlaki davranış biçimi olan aldatmayı eşlerine yakıştıramadıkları için aldatıldıklarının farkına çok geç varıyorlar.

Ancak bu durumun ortaya çıkarılması ve aldatmanın kanıtlanması bakımından kişiler çok yetersiz kalmaktadır. Fiziksel ve duygusal aldatmanın ispatlanması aldatılan kişiler için ilerde boşanma sürecinde büyük önem taşımaktadır. Bu bakımdan aldatılan kişiler öncelikle aldatıldıklarından kesinlikle emin olmalı ve daha sonra bu hususu elle tutulur, gözle görülür kesin delillerle ispatlamak zorundadırlar. Eğer aldatılan kişi eşine boşanma davası açmayı düşünüyorsa aldatma eylemi tanıkla ispatının oldukça zor olacağı gibi bazı durumlarda da imkansız olmaktadır. Bu nedenle aldatıldığından şüphelenen ve ya aldatıldığından emin olan insanlar öncelikle eşlerinin kendilerini aldattığını kanunlara uygun elde edilen delillerle ispatlamalıdır. Bu deliller özel yazılmış aşk mektupları, sosyal medya üzerinden yazılan mektup ve notlar, sevgiliyle yapılan sık telefon görüşmesi ve sms mesajları, otel rezervasyon ve kayıt bilgileri, otel faturaları, kamuya açık alanlarda şahsın sevgilisiyle samimi çekilmiş her türlü video kaydı ile fotoğrafları eşin sevgiliye satın aldığı ev, araç ve kıymetli hediyelerin tapu, ruhsat ve faturaları vb. delillerdir.

Yukarıda belirttiğimiz delillerin temin edilmesi ve bu delillerin tanık görgü beyanlarıyla desteklenmesi halinde boşanma davası açılarak mahkemede sayın hakim huzurunda aldatmanın ispatı yapılarak boşanmaya, tazminat ve nafaka taleplerine, varsa çocukların velayetine mahkemenin sayın hakimince hüküm verilir. Ayrıca aldatılan eş eşinin sevgilisine karşıda kanunlarımızda bahsedilen ‘Evli olduğunu bildiği bir kimseyle evlilik dışı birliktelik yaşayan kişi haksız fiil hükümleri kapsamında diğer eşin uğradığı zarardan sorumludur.’ açıklamasına göre manevi tazminat davası açarak aldatıldığından dolayı acının ızdırabın ve çevreye karşı içinde bulunduğu kötü durumunun bir nebze olsa telafisi için acılarının hafiflemesini isteyebilir bu aldatılan eşin en tabii hakkıdır. Bu nedenle aldatılan eşleri medeni kanunumuzun koruduğu gibi ilgili kanunlarımızda korumaktadır. Burada önemli olan insanların kanuni haklarını bilmesi ve hata yapmadan aldatıldıklarını yasalara uygun yollarla ispat etmeleridir.

Saygılarımla
Özel Dedektif Bilal KARTAL

3.099 kez görüntülendi

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Ziyaretçilerimiz tarafından yapılan yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Bu konu hakkındaki görüşünüzü belirtmek ister misiniz?